Kasten Öldürme Suçu Nedir ve Nasıl Oluşur?
Türk Ceza Kanunu;
MADDE 81 - (1) Bir insanı kasten öldüren kişi, müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. (AĞIR CEZA MAHK.)
MADDE 82 - (1) Kasten öldürme suçunun;
İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır. (AĞIR CEZA MAHKEMESİ.)
Kasten Öldürmenin ihmali davranışla işlenmesi; MADDE 83
(1) Kişinin yükümlü olduğu belli bir icrai davranışı gerçekleştirmemesi dolayısıyla meydana gelen ölüm neticesinden sorumlu tutulabilmesi için, bu neticenin oluşumuna sebebiyet veren yükümlülük ihmalinin icrai davranışa eşdeğer olması gerekir.
(2) İhmali ve icrai davranışın eşdeğer kabul edilebilmesi için, kişinin;
Belli bir icrai davranışta bulunmak hususunda kanuni düzenlemelerden veya sözleşmeden kaynaklanan bir yükümlülüğünün bulunması,
Önceden gerçekleştirdiği davranışın başkalarının hayatı ile ilgili olarak tehlikeli bir durum oluşturması,
Gerekir.
(3) Belli bir yükümlülüğün ihmali ile ölüme neden olan kişi hakkında, temel ceza olarak, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine yirmi yıldan yirmibeş yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine onbeş yıldan yirmi yıla kadar, diğer hallerde ise on yıldan onbeş yıla kadar hapis cezasına hükmolunabileceği gibi, cezada indirim de yapılmayabilir.
Kasten öldürme suçu ile korunan hukuki değer; “yaşama hakkı”dır. Yaşama hakkı, bütün uluslararası belgelerde ve Anayasada korunan temel bir haktır. Hayatta olmayan bir insanın diğer haklardan yararlanması mümkün olmadığından sözleşmeler hem yaşama hakkının dokunulmazlığını, hem de bu hakkın korunmasını öngörmektedir. Yaşama hakkının korunması, kişinin diğer temel haklarını kullanabilmesi için de zorunludur. Zira hayat hakkı elinden alınan kimsenin, diğer temel haklarını kullanabilmesi fiilen mümkün değildir. Yaşama hakkı, bireysel varlıklar hiyerarşisi içinde en üst yeri işgal eder. Bu nedenle ceza hukuku, hepsinden önce bu hakkı korumak zorundadır.
Kasten öldürme suçunun temel şekli TCK md. 81’de, nitelikli şekli de TCK md.82’de düzenlenmiş olup suç ile korunan hukuki değer kişilerin yaşam hakkıdır. 5237 sayılı TCK.nda bu hakkın ihlalinin yaptırımı, müebbet hapis cezası olarak belirlenmiştir. Bunun sebebi TCK.nun hayat hakkına vermiş olduğu değerdir.
“Kişilere Karşı Suçlar” kategorisinde “Hayata Karşı Suçlar” başlığının altında yer alan kasten adam öldürme suçu, kişinin hayatına bilerek ve isteyerek son vermek anlamına gelmektedir. Kasten Öldürme Suçu yaşayan ve sağ doğumu gerçekleşmiş insanlara karşı işlenilebilen bir suçtur. Bu sebeple hayvanlar veya anne karnındaki bebekler yada ölmüş kişilere karşı gerçekleştirilen eylemler sonucu ne olursa olsun bu suçu oluşturmayacaktır.
Suçun oluşması için ölüm neticesinin gerçekleşmesi gerekmekte ise de; kuşkusuz ölüm neticesi her zaman kasten öldürme suçunu oluşturmaz. Kişi kendi isteği ile ölüm neticesini meydana getirmiş veya buna teşebbüs etmişse (intihar), cezalandırılmaz. Fiilin bir başkası tarafından kasten işlenmesi halinde kasten öldürme, taksirle işlenmesi halinde taksirle öldürme, bir planın icrası dahilinde millî, etnik, ırkî veya dinî bir grubun tamamen veya kısmen yok edilmesi maksadıyla işlenmesi halinde soykırım, “toplumun bir kesimine karşı bir plân doğrultusunda sistemli olarak işlenmesi” halinde insanlığa karşı suç, söz konusu olur. Kasten öldürme suçu icrai hareketle işlenebilir. İhmali davranışla TCK.nun 83. maddesinde bağımsız bir suç olarak düzenlenmiştir.
A- Kasten Öldürme Suçunda Manevi Unsur
Suçun oluşması için Failin, suç fiilini meydana getirmesinde öldürme kastıyla hareket etmiş olmalıdır. Kasıt, failin yaptığı hareketi bilinçli olarak yapması ve ölüm neticesini bilerek ve isteyerek bu neticenin gerçekleşmesi için gerekli suç fiilini yerine getirmesidir.
5237 sayılı Kanun’un "Kast" kenar başlıklı 21. maddesi şöyledir:
B- Kasten Öldürme Suçunda Maddi Unsurlar
B1 – Fiil:
İnceleme konumuzu oluşturan kasten öldürme suçu (m.81), icrai hareketle işlenebilir. Kasten öldürme, serbest hareketli bir suçtur. Kanun koyucu ceza normunda hareketin şeklini göstermemiştir. Buna gerek de yoktur. Fiil, tabanca veya bıçakla ya da neticeyi meydana getirecek herhangi bir araçla işlenebilir. Öldürmeye yönelik icrai hareket, zaman içinde gerçekleştirilebilir. Örneğin zehir veya kimyasal madde kullanılarak da mağdur öldürülebilir. Hareket ölüm sonucunu meydana getirmeye elverişli değilse kişi sorumlu tutulamaz. Örneğin, büyü yapma veya beddua ile insan öldürülemez.
Kişi hareketi kendisi yapabileceği gibi, bir hayvana, üçüncü kişiye veya mağdura da yaptırtabilir. Örneğin kişiye manevi baskı yapılarak kendini öldürmesine zorlanır, bir başka ifade ile intihar etmesine sebebiyet verilirse buna sebep olan kişi TCK.nun 81. maddesi kapsamında kasten öldürme suçundan sorumlu tutulur. Önemle belirtmek gerekir ki; buradaki intihara failin zorlaması gerekmektedir. İntihara azmettirme, İntihara teşvik etme, intihar kararını kuvvetlendirme, intihara yardım etme gibi durumlarda ise Kasten Öldürme Suçu oluşmamakta, İntihara Yönlendirme Suçu oluşmaktadır.
Kişinin korkutulmak suretiyle öldürülmesi halinde de fail, nedensellik değeri taşıyan hareket yapmış olduğu için gerçekleşen ölümden sorumlu tutulacaktır. Ancak suçun isnat edilebilmesi için failin öldürme kastının varlığı gerekmektedir.
B2- Netice:
Ceza normları çoğu zaman kişinin yasaklanan davranışı icrai veya ihmali şekilde gerçekleştirdiğinde cezalandırılmasını öngörür (sırf hareket suçu). Bazen de inceleme konusu suç tipinde olduğu gibi cezalandırma için salt davranışın gerçekleştirilmesini yeterli görmez ayrı bir neticenin meydana gelmesini arar (neticeli suç). Bu suç tipinde ceza normunun yasakladığı netice “ölüm”dür. İşlenen fiil ne kadar ağır olursa olsun ölüm meydana gelmediği sürece kasten öldürmeden bahsedilemez. Bu sebeple hukuki anlamda, ölüm kabul edilen hallerde netice gerçekleşmiş değildir. Örneğin; ölüm karinesini doğuran gaiplik halinde öldürme suçundan bahsedilemez.
Ölümün gerçekleşmemesi halinde kişinin kastı öldürmeye yönelikse, kasten öldürme suçuna teşebbüs, yaralamaya yönelikse tamamlanmış kasten yaralama suçundan sorumluluk söz konusu olacaktır.
B3- İlliyet Bağı:
Suçun oluşabilmesi için hareket ile netice arasında illiyet bağı bulunmalıdır. Fiil ile netice arasında illiyet bağı yoksa failin sorumluluğu yoluna gidilemez. Kasten Öldürme suçu açısından ölüm neticesi, failin fiilinden kaynaklanmalıdır. Neticenin oluşması açısından onsuz olmayan her şart, ceza hukuku manasında illidir. Ancak bazı olaylarda ceza sorumluluğu açısından salt nedensellik bağının mevcudiyeti yetmez, ayrıca neticenin faile objektif olarak da isnat edilebilmesi gerekir
B4- Fail:
Suçun faili herkes olabilir. Kasten öldürme fiilini gerçekleştiren kişi fail olarak sorumlu olur. Suçun birden fazla kişi tarafından birlikte işlenmesi halinde bu kişilerin her biri müşterek fail olarak sorumlu tutulur.
Kasten öldürme bir başkasını vasıta kılarak icra edilirse, başkasını araç olarak kullanan kişi fail olarak sorumlu olur. Araç olarak kullanılan kişinin kusur yeteneği yoksa, failin cezası artırılarak verilir. Daha önce de açıkladığımız gibi faillik statüsünün söz konusu olması için kasten öldürmenin bir başkasına karşı işlenmesi gerekir. Bu sebeple intihar suç sayılmamıştır.
B5- Mağdur:
Suçun mağduru herkes olabilir. Ancak ölen kişinin Cumhurbaşkanı olması, ayrı bir suç olarak 310’ncu maddede “Cumhurbaşkanına Suikast ve Fiilî Saldırı Suçu” olarak düzenlenmiştir. Bu sebeple mağdurun Cumhurbaşkanı olması hali dışında, hiçbir ayrım gözetilmez. Suçtan zarar gören ise ölen kişinin yakınlarıdır.
Mağdurun belli özelliklere sahip olması TCK.nun 82. maddesinde nitelikli hal olarak düzenlenmiştir. Buna göre suçun; “Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş veya kardeşe karşı, çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye, gebe olduğu bilinen kadına karşı” işlenmesi halinde ceza artırılır.
B6- Konu: İnsan
Suçun konusunu; fiilin üzerinde gerçekleştiği ‘yaşayan insan’ oluşturmaktadır. İnsan olma doğumla birlikte başlar. İnsan olabilmek için ceninin döllenme ürünü olması ve bağımsız varlık taşıması gerekir. Anne karnındaki cenine karşı insan öldürme suçu işlenemez. Ceninin anne karnından kısmen de olsa çıkmış olması gerekmektedir.
Suçun konusu yaşayan insan olduğu için, bebeğin yeni doğmuş olmanın yanı sıra canlı da olması gerekir. İhtilaflı hallerde failin cezalandırılabilmesi bakımından çocuğun canlı doğduğunun ispatı gerekir. Çocuğun canlı olarak doğduğu ispat edilemezse kasten öldürme suçundan bahsedilemez.
C- HUKUKA AYKIRILIK UNSURU:
TCK.nun “Ceza Sorumluluğunu Kaldıran ve Azaltan Nedenler” başlıklı İkinci Bölümünde, “Hukuka uygunluk sebepleri” ve “Kusurluluğu ortadan kaldıran ve azaltan sebepler” bir arada düzenlenmiştir. TCK’da hukuka uygunluk sebebi olarak; kanun hükmünü yerine getirme daha doğru bir deyimle görevin ifası (m.24/1), meşru savunma (m.25/1), hakkın icrası (m.26/1) ve ilgilinin rızası (m.26/2) yer almaktadır.
Öldürme suçunda hukuka uygunluk sebeplerinden görevin ifası ve meşru savunma hükümleri uygulanabilmektedir. Görev gereği öldürme, örneğin güvenlik güçlerinin düzenlenen operasyonda terör örgütü üyelerini öldürmesi ceza sorumluluğunu doğurmaz. Diğer hukuka uygunluk sebebi olan meşru savunma, kendisine yönelik haksız saldırıyı defetmek zorunluluğu sebebi ile saldırı ile orantılı şekilde öldürme eylemini gerçekleştirmek zorunda kalınması durumunda failin cezai sorumluluğu bulunmamaktadır.
TCK.’nun 35 inci maddesinde;
“(1) Kişi, işlemeyi kastettiği bir suçu elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlayıp da elinde olmayan nedenlerle tamamlayamaz ise teşebbüsten dolayı sorumlu tutulur.
(2) Suça teşebbüs hâlinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine onüç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan onbeş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Diğer hâllerde verilecek cezanın dörtte birinden dörtte üçüne kadarı indirilir”
şeklinde düzenlenmiştir. Kasten öldürme suçuna teşebbüs mümkündür. Fail öldürme suçu işlemek için elverişli hareketlerle doğrudan doğruya icraya başlamış ancak elinde olmayan sebeplerle öldürme eylemini tamamlayamamışsa kasten öldürmeye teşebbüs söz konusu olacaktır.
Kanunen ve nitelikleri gereği tek kişi tarafından işlenebilen suçun, birden fazla kimsenin aralarında yaptıkları anlaşma gereği fiilin oluşumuna illi değeri haiz katkıda bulunarak birlikte işlenmesi halinde iştirakin varlığından söz edilir ve bu suretle işlenen suçlara “iştirak halinde işlenen suçlar” adı verilir.
Kanunda tanımlanan haksızlık, birden fazla suç ortağı tarafından müştereken gerçekleştirilebilir. Bu durumda "müşterek faillik" söz konusudur (m. 37/1). Müşterek faillikte, birlikte suç işleme kararına bağlı olarak, suçun icraî hareketleri birlikte gerçekleştirilmekte ve dolayısıyla, fiilin icrası üzerinde müşterek hâkimiyet kurulmaktadır. Müşterek faillik için iki şartın bulunması gerekmektedir:
Kişi, suçu bir başkası vasıtasıyla gerçekleştirmiş olabilir. Bu durumda ise "dolaylı faillik" söz konusu olur (m.37/2). Örneğin, kusur yeteneği olmayan, cezalandırılamayan veya kusurlu sayılamayan bir insanı, bir suçun işlenmesinde vasıta olarak kullanan, böyle bir kimseyi belli bir fiili ifa etmeye sevk edene, dolaylı fail denir. Dolaylı fail, başkasına işletmiş olduğu fiilden, fail olarak sorumlu tutulur. Kusur yeteneği olmayan bir kimseyi örneğin küçük veya akıl hastasını suça azmettiren, suç işletmek amacıyla bir kimseyi anlama ve isteme yeteneğinden yoksun hale getirerek o suçu işleten, bir kimseyi maddi veya manevi cebirle bir suçu işlemeye zorlayan, bir suçu işletmek için kişiyi aldatıp onu işleten kimseler, dolaylı fail olarak cezalandırılır.
Suç işleme düşünce ve kararı bulunmayan bir kimseye, suç işleme kararı verdirerek azmettirenler ve suçun işlenilmesi için faile yardım edenler de suçtan sorumlu tutulurlar. Bu konuda detaylı bilgi için sitemizde yer alan “Müşterek Faillik , Suça Azmettirme, Suça Yardım Etme ve Cezası”başlıklı yazımızı okuyabilirsiniz.
Kanunlarımızda serbest delil sistemi benimsendiği için her şey delil olabilir. Ortaya sunulan deliller özellikler kısmında anlatılanlara uygun olmalıdır. Suçun tespiti, hukuka uygun bir şekilde olan ve elde edilen delillerle ispatlanması mümkündür. Delileri farklı açılardan sınıflandırmak mümkündür. Beyan delilleri, belge-vesika delilleri ve maddi(belirti) delilleri olarak üç ana grupta incelemek mümkündür.
Suçu işlemiş olmanız cezalandırılacağınız anlamına gelmez. Yapılacak yargılama sonunda sanığın atılı suçu işleyip işlemediği şüpheden uzak bir şekilde ortaya konulamamış; mahkumiyete yeterli delil elde edilememiş ise, hakim Beraatinize karar verecektir. Dosya içerisindeki delillerin suçu ispat kabiliyetine sahip olup olmadığı, hukuka uygun şekilde elde edilip edilmediği, hangi delilin diğerine ne suretle üstün tutularak karar verilmesi gerektiği hususunda doğru bir savunma yapılarak Beraat kararı alınabilir.
Türk Ceza Kanununda kasten öldürme suçunun nitelikli halleri 82. maddede suçun temel şeklinin düzenlendiği 81. maddeden hemen sonra hükme bağlanmıştır. Fiilin, tasarlayarak, canavarca hisle veya eziyet çektirerek gibi bağzı hususlar; kanun koyucu tarafından nitelikli hal olarak kabul edilmiş ve suçun temel şekline göre daha ağır bir şekilde cezalandırılmıştır. Kasten öldürme suçunun temel şeklinin cezası müebbet hapis cezası olunca cezanın daha fazla verilmesini gerektiren nitelikli haller için de ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası öngörülmüştür.
Suçu: 1-Tasarlayarak, 2-Canavarca hisle veya eziyet çektirerek, 3- Yangın, su baskını, tahrip, batırma veya bombalama ya da nükleer, biyolojik veya kimyasal silah kullanmak suretiyle, 4- Üstsoy veya altsoydan birine ya da eş, boşandığı eş veya kardeşe karşı, 5- Çocuğa ya da beden veya ruh bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı, 6- Kadına karşı, 7- Kişinin yerine getirdiği kamu görevi nedeniyle, 8- Bir suçu gizlemek, delillerini ortadan kaldırmak veya işlenmesini kolaylaştırmak, ya da yakalanmamak amacıyla, 9- Bir suçu işleyememekten dolayı duyduğu infialle, 10- Kan gütme saikiyle, 11- Töre saikiyle,İşlenmesi halinde, kişi ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılır.
Tasarlayarak Öldürmenin nitelikli hal sayılmasının nedeni, failin mağdura kendini savunma ve yaşama şansı bırakmaması, onu hazırlıklı olmadığı bir plan doğrultusunda öldürmesi olarak ifade edilmektedir. Ayrıca tasarlamada fiili gerçekleştirme ihtimalinin, tasarlama olmadan gerçekleştirilen suça göre daha yüksek olduğu, fiilin işlenmesinden sonra kaçmanın, delillerin yok edilmesinin de tasarlamanın için de bulunduğu belirtilmektedir.
Nitelikli hallerden suçun kadına karşı işlenmesi 12/5/2022 tarihinden önce “gebe olduğu bilinen kadına karşı” işlenmesi şeklindeydi.Gebe olduğu bilinen kadına karşı suçun işlenmesinin nitelikli hal kabul edilmesinin nedeni, madde gerekçesinde iki hayata son verilmesi olarak gösterilmekteydi. Ülkede artan kadın cinayetlerine karşı daha caydırıcı olmak amacı ile madde fıkrası “Kadına karşı” şeklinde değiştirilmiştir.
TCK.’nın 30 uncu maddesinin 2 nci fıkrasında; “bir suçun daha ağır veya daha az cezayı gerektiren nitelikli hallerinin gerçekleştiği hususunda hataya düşen kişi, bu hatasından yararlanır” denilmektedir. İşlenen suçta bulunan daha fazla cezayı gerektiren nitelikli unsur, fail tarafından bilinmediği takdirde cezanın artırılması mümkün değildir. Örneğin; bir kavga esnasında araya girip kavgayı bastırmaya çalışan sivil polisin, polis olduğunu bilmeyen fail tarafından öldürülmesi veya kardeşi olduğunu bilmediği bir kişiyi öldüren failin, kasten öldürme suçunun nitelikli hâllerinden olan kardeşini öldürmekten değil, kasten öldürmenin temel şeklinden sorumlu olacağı ilke olarak kabul edilmektedir.
Haksız tahrik, kişinin haksız bir fiilin meydana getirdiği hiddet veya şiddetli elemin etkisi altında suç işlemesi halinde ceza sorumluluğunu azaltan , TCK 29. maddede düzenlenmiş bir ceza indirimi nedenidir. 5237 sayılı TCK’ya göre, kişinin haksız tahrik altında kasten adam öldürme suçu işlemesi halinde haksız tahrikin derecesine, yani ağırlığına göre fail hakkında ceza indirimi yapılacaktır.
Haksız tahrikin derecesi, haksız tahrikte dengenin bozulup bozulmadığı, haksız tahrikin nitelik itibariyle ağır olup olmadığı, haksız tahrikte ilk haksız hareket kavramı sanığın savunmasını yapacak olan ceza avukatı tarafından dikkatlice değerlendirilerek savunma yapılmalıdır.
Kasten adam öldürme suçunda haksız tahrikin derecesine göre faile verilecek ceza, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine 18 yıldan 24 yıla, müebbet hapis cezası yerine 12 yıldan 18 yıla kadar hapis cezasıdır.
Kasten öldürme suçunda da uygulanabilecek olan gönüllü vazgeçme Türk Ceza Kanunu’ nun 36. maddesinde düzenlenmiştir. Fail, suçun icra hareketlerinden gönüllü vazgeçer veya kendi çabalarıyla suçun tamamlanmasını veya neticenin gerçekleşmesini önlerse, teşebbüsten dolayı cezalandırılmaz; fakat tamam olan kısım esasen bir suç oluşturduğu takdirde, sadece o suça ait ceza ile cezalandırılır.
Gönüllü vazgeçme, hiçbir şarta bağlı olmamalı, tamamen failin özgür iradesinden kaynaklanmış olmalıdır. Gönüllü vazgeçme bu haliyle suça teşebbüsten ayrılır. Suça teşebbüste, icrai hareketler failin elinde olmayan sebeplerle yarım kalır.
Davada zamanaşımının olması için suçun işlendiği zamandan itibaren belli bir süre geçtiği halde dava açılması meydana gelmediğinde ortaya çıkıyor. Eğer ki dava açılmasına rağmen kanuni süre içinde sonuçlandırılması da meydana gelmediyse zamanaşımına uğrayabiliyor. Zamanaşımı konusunda devletin cezalandırma hakkından vazgeçmesi ve ceza davasının düşmesi sonucuyla meydana gelişi oluşmuş oluyor. Kasten adam öldürme suçunda olan zamanaşımı ise 25 yıldır.
Türk Ceza Kanunun 35. Maddesinde suçlara teşebbüs açıklanmıştır. Suça teşebbüs halinde fail, meydana gelen zarar veya tehlikenin ağırlığına göre, ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası yerine on üç yıldan yirmi yıla kadar, müebbet hapis cezası yerine dokuz yıldan on beş yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır. Yani basit kasten öldürme suçuna teşebbüs 9 yıldan 15 yıla kadar, nitelikli kasten öldürme suçuna teşebbüs ise 13 yıldan 20 yıla kadar hapis cezasıdır.
Meşru müdafaa Gerek kendisine ve gerek başkasına ait bir hakka yönelmiş, gerçekleşen, gerçekleşmesi veya tekrarı muhakkak olan haksız bir saldırıyı o anda hal ve koşullara göre saldırı ile orantılı biçimde defetmek için işlenen fiildir. Meşru müdafaa, tüm şartlarının gerçekleşmesi durumunda hukuka uygunluk nedeni olarak kabul edildiği için kişiye ceza verilmeyecektir.