Trafik Kazalarında Tazminat Davaları
MADDİ TAZMİNAT
Trafik veya kazalarında yaralan ya da vefat durumunda geride kalanların hak sahipliği ve talep
edebilecekleri haklar 01/08/2012 günü yürürlüğe giren 6098 Sayılı Türk Borçlar Kanunu Haksız
Fiillerden Doğan Borç İlişkileri başlıklı maddeleri kapsamında genel olarak şu şekildedir:
Kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür.
Zarar verici fiili yasaklayan bir hukuk kuralı bulunmasa bile, ahlaka aykıbir fiille başkasına kasten
zarar veren de bu zararı gidermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararını ve zarar verenin kusurunu ispat
yükü altındadır. Uğranılan zararın miktarı tam olarak ispat edilemiyorsa hâkim, olayların olağan akışını
ve zarar görenin aldığı önlemleri göz önünde tutarak, zararın miktarını hakkaniyete uygun olarak
belirler. Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun
ağırlığını göz önüne alarak belirler. Tazminatın irat biçiminde ödenmesine hükmedilirse, borçlu güvence
göstermekle yükümlüdür. Zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da
artmasında etkili olm yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı
indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Zarara hafif kusuruyla sebep olan tazminat yükümlüsü, tazminatı
ödediğinde yoksulluğa düşecek olur ve hakkaniyet de gerektirirse hâkim, tazminatı indirebilir.
Ölümlü Trafik Kazasında; Cenaze giderleri, Ölüm hemen gerçekleşmemişse tedavi giderleri ile
çalışma gücünün azalmasından ya da yitirilmesinden doğan kayıplar, Ölenin desteğinden yoksun kalan
kişilerin bu sebeple uğradıkları kayıplar maddi tazminat olarak istenilebilir.
Yaralamalı Trafik Kazasında; Tedavi giderleri, Kazanç kaybı, Çalışma gücünün azalmasından ya
da yitirilmesinden doğan kayıplar, Ekonomik geleceğin sarsılmasından doğan kayıplar maddi tazminat
olarak istenilebilir.
MANEVİ TAZMİNAT
Kaza sonucu bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, hakim olayın
özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak
ödenmesine karar verebilir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına
da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.
6098 sayılı TBK'nun 56. (818 sayılı BK'nun 47.) maddesi hükmüne göre, hâkimin özel halleri
göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete
uygun olmalıdır. Manevi tazminat, zarara uğrayanda, manevi huzuru gerçekleştirecek ve tazminata
benzer bir fonksiyonu da olan özgün bir nitelik taşır. Manevi tazminat bir ceza olmadığı gibi, mamelek
hukukuna ilişkin zararın karşılanmasıda amaç edinmemiştir. Zarar görenin zenginleşmemesi, zarar
sorumlusunun da fakirleşmemesi gerekmektedir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek
istenen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.6.1966 günlü ve 7/7
sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı’nın gerekçesinde takdir edilecek manevi tazminatın tutarını
etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden, hâkim bu
konuda takdir hakkını kullanır iken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre
isabetli bir biçimde göstermelidir.
YARGITAY TAZMİNAT HESAPLAMA YÖNTEMİ
Yargıtay kararlarında tazminat hesaplama yöntemi olarak “Progresif Rantdenilen %10 arttırma
%10 eksiltme yöntemi esas alınmaktadır. Bu hesaplama yöntemindeki yaşam olasılıkları da her zaman
için PMF 1931 tablosundaki verilerle yapılmaktadır.
Maddi Zarar Hesaplama Yöntemi:
Hesaplama yöntemi olarak Progresif Rant yöntemiyle tazminat hesaplaması yapılmaktadır. Bu
hesaplama yönteminde kişinin geliri gerçek ve varsayımsal dönemleri kapsayan, Bilinen aktif,
Bilinmeyen aktif ve Pasif dönem olmak üzere üç ayrı dönemde değerlendirilmektedir.
Bilinen dönem, kaza ya da olay tarihi ile bilirkişi raporunun hazırlandığı dönem aralığını
kapsamaktadır. Raporun hazırlandığı hükme en yakın tarihte belirlenebilir olan gelir kalemleri ilgili
dönem sonuna kadar hesaplamaya esas alınır. Bilinen dönem için malul kalanın ya da desteğin olay
tarihindeki gelirleri aynen hesaplamaya dâhil edilir. Bu dönem gelirlerine arttırma ve indirim
uygulanmayacaktır. Bilinen dönem geliri belge ile ya da işyeri kayıtlarıyla ve hatta tanık beyanlarıyla
kanıtlanabiliyorsa en son bilinen ücretin asgari ücrete oranlamasıyla bulunacak katsayı, yürürlüğe giren
asgari ücret dönemleri üzerinden tazminat hesaplamasına esas alınacaktır.
Eğer gelir belgeleniyorsa kamu düzeninden olan yasal asgari ücretler üzerinden hesaplama
yapılacaktır. Bilinmeyen aktif dönem için de bilinen dönemin son aylık ücreti yıl kazancına
dönüştürülerek %10 arttırım ve %10 eksiltme işlemine tabi tutularak hesaplanacaktır. Peşin değer
hesaplamasında faiz oranı %10’dur. Ana Paranın 100 TL. olduğunu düşünelim. Bir yıl sonra %10 yıllık
faizle elde edilecek para = Faizli para 100 x 1.10 = 110 TL. olacaktır. Artırım düşüncesinin temelinde
paranın zamanla değer kaybetmesi olgusu yatar. Ancak öte yandan para irat ve taksit biçiminde değil de
peşin ve toplu olarak alınacağından aynı oranda %10 da iskonto/indirim yapılması da gerekecektir. Bir
yıllık iskonto değeri = 1/1.10 = 0,9090909091 Bir yıl sonra elde edilecek 110 TL’nin bugünkü peşin
değeri = 110 x 0,909090909091 = 100 TL. Sonuç olarak faiz ve iskonto birbirinin tersi olduğu için
sonuca etkisi sıfır değilse de kayda değer bir oran tutmayacak ve sıfıra yakın değer ortaya çıkacaktır.
Uluslararası Matematik Kuralı Artırımlı değer = 1 x (1+ faiz oranı) İndirimli değer % si = 1 /
(1+ faiz oranı) Güncel değer = faizli değer x iskonto %si 1x (1+ faiz oranı) x 1. (1+ faiz oranı) = 1
Bilinmeyen pasif dönem de kadın erkek ayrımı olmaksızın 60 yaşından sonra başlayacaktır. Bu dönem
için bilinen en son yasal asgari ücretin net tutarları üzerinden yine %10 arttırım ve %10 eksiltme işlemi
yıllık kazanç hesabı üzerinden uygulanarak toplam kazanç kaybına ulaşılacaktır. Bilinen dönem ücretleri
rapor günü belirlenebilen ücretlere göre hesap edilerek hükme en yakın verilerle ele alınır. 33 / 51
Bilinmeyen aktif dönem ücreti bilinen son dönem ücretinden yıllık olarak hesaplanır.
2. yıl için de %10 arttırım katsayısı (1.10*1,10 = 1,21) formülüyle bulunmaktadır. 3. Yıl artırım
katsayısını bulmak için de ikinci yıl katsayısını 1,10 ile çarpmak gerekecek, çıkacak yeni katsayıyı
devam eden yıllar için her defasında 1,10 sayısıyla çarpmak yeni katsayıyı belirlemek için yeterli
olabilecektir. %10 iskonto katsayısını da ikinci ve devem edecek yıllar için her defasında 0,90909091
katsayısı ile çarpmak yeterli olacaktır.
Bilinmeyen Pasif Devre hesap formülü de aktif devrenin en son katsayısı ile çarpılarak bilinen
en son asgari ücretlerin net tutarları vergi eklenmeden bir yıllık dönemler şeklinde aynı formülle hesap
edilecektir. Bulunan toplam tutara göremezlik ile sonuçlanan olaylarda göremezlik oranı ile
çarpılacak daha sonra da haksız fiil sorumlularının varsa kusur oranları ile ilgili tutar çarpılacaktır.
Destekten yoksunluk davalarında ise bulunan kazanç sadece kusur oranlarıyla çarpılacaktır.
Trafik Kazası Nedeniyle Tazminatın Hesaplanması
Trafik kazası nedeniyle maddi tazminat hesaplanırken kazanın meydana geliş şekli, kaza sonrası
tarafların hal ve hareketleri, muhtelif yaşam tabloları, mağdurun yaşı, tarafların sosyal ve ekonomik
durumları ile refah düzeyleri, mesleki durumları ve kariyerlerindeki konumları, kaza öncesi sağlık
durumları, medeni hali, çocuk sayısı, çocukları yaşlave okuma süreleri, kazanın mağdurda bıraktığı
maddi ve manevi etkiler gibi birçok husus dikkate alınır. Yaşam tabloları gibi istatistik veriler
kullanılarak kazazedenin olası çalışma süresi ve yaşayacağı süre tespit edilir ve kusur oranı da dikkate
alınmak suretiyle belirleme yapılır.
Maddi tazminat ve manevi tazminatın hesaplanması noktasında bir ayrıma gidilmesi gerekir.
Maddi tazminat miktarı, yukarıda belirttiğimiz ve nispeten daha objektif verilere dayalı olarak
belirlenirken; manevi tazminat miktarının belirlenmesi noktasında somut olayın meydana geliş koşulları
ile hak ve nesafet kuralları dahilinde hakime geniş bir takdir yetkisi bırakılmıştır.
Destekten yoksun kalma tazminatı, ekonomik gücün sarsılması, çalışma gücünün azalması ya
da yitirilmesi gibi kalemlerin hesaplanmasında genel olarak PMF(Population Masculine et Feminine)
1931 yaşam tablosu kullanılmaktayken, artık Yargıtay daireleri arasında çelişkili kararlar
gözlemlenebilmekte ve TRH(Türkiye Hayat Tablosu) 2010 yaşam tablosunun kullanılmasının
gerektiğine yönelik kararlara imza atıldığı görülmektedir. Son yıllarda ise yargıtay TRH 2010 yaşam
tablosu lehine hüküm kurmaktadır.
DAİMÎ İŞ GÖREMEZK TAZMİNATINDAN YAPILAN HAKKANİYET
İNDİRİMİ
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 55’inci
maddesi: “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu Kanun hükümlerine ve sorumluluk
hukuku ilkelerine göre hesaplanır. Kısmen veya tamamen rücu edilemeyen sosyal güvenlik ödemeleri ile
ifa amacını taşımayan ödemeler, bu tür zararların belirlenmesinde gözetilemez; zarar veya tazminattan
indirilemez.” şeklinde düzenlenmiştir.
Yine, 6101 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun Yürürlüğü ve Uygulama Şekli Hakkındaki Kanun
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Bu Kanunun 2. maddesine göre “Türk Borçlar Kanunu’nun
kamu düzenine ve genel ahlâka ilişkin kuralları, gerçekleştirildikleri tarihe bakılmaksızın bütün fiil ve
işlemlere uygulanır.” Buradan anlaşılmalıdır ki, 6098 sayılı Kanun’un 55. maddesi de emredici bir
hükme yer verdiğinden gerçekleştiği tarihe bakılmaksızın tüm fiil ve işlemlere uygulanmalıdır.
Kanun maddelerine bu şekilde yer verdikten sonra davanın dayanağını oluşturduğundan sürekli
iş göremezlik (kalıcı sakatlık) nedeniyle çalışma ve beden gücü kaybı hakkında birtakım açıklamalarda
bulunmak gerekmektedir.
İş Hukukunda ve Sosyal Güvenlik Yasası’nda "sürekli göremezlik" olarak adlandırılan bedensel
zararlara "kalıcı sakatlık" denildiği gibi, Yargıtay kararlarında ve Adli Tıp Kurumu raporlarında "beden
gücü kaybı" veya "çalışma gücü kaybı" ya da "meslekte kazanma gücü kaybı" da denilmektedir. Adli
Tıp dilinde, "kalıcı" bedensel zararlar organ yitimi ve organ zayıflaması olarak ikiye ayrılmaktadır.
Sürekli iş göremezlik zararları, beden gücü kayıp oranlarına göre de ayrılmakta, bunlar:
1) Sürekli kısmi iş göremezlik,
2) Sürekli tam iş göremezlik olarak adlandırılmaktadır.
Sürekli kısmi iş göremezlik, organ eksilmesi veya organ zayıflaması nedeniyle beden gücünün
belli bir oranda azalması durumudur. Bu durumdaki kişi çalışmasını sürdürebilir ise de yaşıtlarına ve
aynı işi yapanlara göre (sakatlığı oranında daha fazla güç ve çaba harcayacağından), kazançlarında bir
azalma olmasa bile (sakatlığı oranında) tazminat isteme hakkı bulunduğu kabul edilmekte; buna
Yargıtay kararlarında "güç kaybı-efor kaybı" tazminatı denilmektedir.
Sürekli kısmi göremezlik durumundaki kişi, çalışan ve kazanç elde eden biri olmayıp da işsiz,
yaşlı, emekli, ev kadını, çocuk olsa bile, bunlar günlük yaşamlarını sürdürürlerken "sakatlıkları oranında
zorlanacak olmaları " nedeniyle tümünün "güç kaybı tazminatı" isteme hakları bulunduğu kabul
edilmektedir.
Sürekli tam iş göremezlik, beden gücünün bütünüyle yitirilmesi durumudur. Bu durumdaki kişi
artık çalışamayacak ve kazanç elde edemeyecektir. Bu nedenle tazminatı yüzde yüz oranı üzerinden
hesaplanacak, giderek başkasının yardımıyla yaşamını sürdürmesi zorunluluğu varsa, ayrıca tazminat
bakıcı giderleri de eklenecektir (Ç. Ahmet Çelik: Trafik Kazalarında Tazminat ve Sigorta Hukuk ve Ceza
Sorumluluğu, Seçkin Yayınevi, Nisan 2017, s: 385vd.).
TBK'nın 51. maddesine (BK’nın 43. mad) göre hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme
biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak tazminatı belirleyecektir.
Buna göre; öncelikle hâkim zarar görenin kusuru varsa bu kusur oranında tazminattan indirim
yapabilecektir. Gerek doktrinde gerekse Yargıtay kararları ile Karayolları Trafik Kanunu'nun 87.
maddesinde belirtildiği gibi yaralanan veya ölen kişi, hatır için karşılıksız taşınmakta ise veya motorlu
araç, yaralanan veya ölen kişiye hatır için karşılıksız verilmiş bulunuyorsa, işletenin veya ar
işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin sorumluluğu ve motorlu aracın maliki ile işleteni arasındaki
ilişkide araca gelen zararlardan dolayı sorumluluk, genel hükümler çerçevesinde BK' nın 43. (TBK' nın
51.) hatır indirimi yapılacağı kabul edilmiştir.
Ayrıca BK' nın 44. (TBK' nın 52) Maddesine göre zarar gören; zararı doğuran fiile razı olmuş
veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olm yahut tazminat yükümlüsünün durumunu
ağırlaştırmış ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Örneğin zarar görenin
motosiklete kasksız olarak binmesi, sürücünün sarhoş olduğunu bile bile binmesi gibi durumlarda
müterafik kusur indirimi yapılacağı kabul edilmiştir (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 14.03.2012 tarihli ve
2011/4-824 E., 2012/134 K., 16.03.2016 tarihli ve 2014/1018 E., 2016/326 K.).
CEZA MAHKEMESİNCE SAPTANAN MADDİ OLGULARIN HUKUK
HAKİMİNİ BAĞLAYACAĞI
Yargıtay’ın yerleşik uygulamasına ve öğretideki genel kabule göre, maddi olgunun tespitine
ilişkin ceza mahkemesi kararı hukuk hâkimini bağlar. Bu nedenle ceza mahkemesince bir maddi olayın
varlığı ya da yokluğu konusundaki kesinleşm kabule rağmen, aynı konunun hukuk mahkemesinde
yeniden tartışılması olanaklı değildir. Hukuk Genel Kurulunun birçok kararlarında; “hukuk davasına
konu olay sebebiyle açılan ceza davasında, ceza mahkemesince saptanan maddi olguların hukuk
hakimini bağlayacağı hususuna işaret olunmuştur.
ZARAR GÖRENLERİN ÇOKLUĞU:
MADDE 96 Zarar görenlerin tazminat alacakları, sigorta sözleşmesinde öngörülen sigorta
tutarından fazla ise zarar görenlerden her birinin sigortacıya karşı yöneltebileceği tazminat talebi, sigorta
tutarının tazminat alacakları toplamına olan oranına göre indirime tabi tutulur. Başka tazminat
taleplerinin bulunduğunu bilmeksizin zarar görenlerin birine veya birkaçına kendilerine düşecek
olandan daha fazla ödemede bulunan iyiniyetli sigortacı, yaptığı ödeme çerçevesinde, diğer zarar
görenlere karşı da borcundan kurtulmuş sayılır.